Birkaç yıl önce aldığım bir eğitimin ardından öğrendiklerimi şirkette samimi olduğum bir arkadaşıma anlattım. Konu insan karakterleri hakkındaydı, hani vardır ya x ve y ekseni, x ekseni savaşçı yada filozof karakter, y ekseni baba veya dost karakteri. Arkadaşıma Savaşçı karakter nedir, Filozof karakter nedir diye uzun uzun anlattıktan sonra biraz da bana garip garip bakarak ya Levent’cim takma kafana böyle şeyleri, geçer zamanlademişti. Aradan bir kaç ay geçtikten sonra, yine grup halinde beraberce sohbet ettiğimiz bir ortamda, ona o gün anlattıklarımı çevredekilere aklında geldiğince anlatmaya ve aldığım eğitimleri şakaya vurmaya başlamıştı. Bir süre sonra durdu ve benim karakterimi hatırlamaya çalıştı.
“Levent neydin sen lan, dost ib..miydin?”
Evet, gelişim, hele hele bireysel gelişim şart!
Geçenlerde yine bir seansta kendimi ve duygularımı ifade ederken, grubu yöneten Zeliş “Yahu Levent bu anlattıkların ne kadar dişil, yani sağ beyin ürünü” dedi. Anlattıklarımın sanki bana ait olmadığını düşünüyordu. Bir süre sonra tekrar sözü bana verdi. Şimdi kendi duygularından bahsedecekmisin? O an hayır dedim, bütün duygu ve düşüncelerimi ifade ettim dedim. Gerçekten de öyleydi. Aradan bir iki gün geçti. Kafam bu konuya takıldı. Son birkaç senedir sol beynim ile hareket etmeyi bırakıp sağ beynimle düşünmeye çalışıyordum. Sezilerime güvenmeyi, olayların ruhsal boyutunu da algılayıp karar verme sürecinde etkinliğini artırmak amacındaydım. Zeliş’in bu tepkisini alınca, ya bi dakika ne oldu bana diye de düşünmeden edemedim. Acaba Zeliş bir erkeğin bu kadar sağ beyinle konuşabileceğini hayal mi edememişti yoksa ben mi
durumu biraz abarttım? İşte o an arkadaşımın meşhur sözü aklıma gelmedi değil !
Sevgiyle kalın...
Levent
0 yorum:
Yorum Gönder