dün facebookdaki status bölümümde her türlü mobinge hayır... emziren annelere duygu sömürüsü ve baskı yapmayın, bebeklerin sağlığını riske atmayın. yeterrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr ... şeklinde bir yazı yazdım. çünkü artık çevremden duyduğum,okuduğum,kendim bizzat zaman zaman yaşadığım bu tür duygu sömürüleri ve baskılardan bana GERÇEKTEN fenalık geldi. ne oluyoruz yahu böyle ... Türk toplumunda anneler , kayınvalideler,ablalar, görümceler .. kısacası kadın milleti birbirini çekemiyor.. genelleyerek söylemek zorundayım ,çoğunluk böyle.. üye olduğum mail gruplarından birinde bir arkadaşım sıkıntısını paylaşmış, kayınvalidesi ve çocuğunun doktoru arkadaşa sütünün az olduğu bu yüzden bebeğini mama ile beslemesi konusunda baskı yapıyormuş. kayınvalidesi ve görümcesi de , arkadaşın bebeğine bakması konusunda devamlı eleştiride bulunuyormuş. Çocuk onun çocuğu kime ne????
gerçekten inanamıyorum toplumumuza . sadece eleştiri için mi var bu insanlar ?
annenin sütü neye göre , kime göre az geliyor ? bebeğin sağlığı yerinde ise sütün az gelmesi ne demek?
hemen 180 cc,200 cc bilmem kaç cc mama verin çocuğa diyorlar..
annenin sütünü artırmak için ona destek olmak akıllarına bile gelmiyor.
Annenin böyle bir durumda gerçekten anlayışa , biraz dinlenmeye ve sevgiye ihtiyacı var. Doğa o kadar mükemmel işliyor ki , anne rahatladığında mutlu olduğunda sütü bol ve sağlıklı bir şekilde geliyor. Bebek de anne sütünden mahrum kalmamış oluyor.
Doğum yapmış annelere verilen her zarar aslında bebeklere verilen zarar demek. Toplum olarak bunun ne zaman farkına varacağız ? gerçekten merak ediyorum.
hamilelik dönemi bir kadının ne kadar rahat geçerse geçsin doğumdan sonra hamilelik dönemi ve doğum yorgunluğu çıkıyor ortaya. eee o zaman da lohusalık olayı başlamış oluyor. hormonların dengesizliği, bebeğe adaptasyon, uykusuzlukla mücadele,bebek bakımı ( her ne kadar bakıcı olsa da bebeğin ana bakıcısı her zaman annesidir ya da annesi olmak zorundadır diye düşünüyorum) kısacık doğum izninin ardından işe geri dönüş, iş yoğunluğu,evin organizasyonu ve daha birçok detay. tüm bunlar annenin sorumluluğunda. anne bütün bunlarla uğraşırken bir de toplum,akraba hatta eş baskısı, duygu sömürüsü...
Aman Allahım , böyle bir durumda , YANGIN VARRRRR diye bağırmak herhalde normal bir durumdur.
Tüm anneler bu durumların hepsini yaşamıyor olabilir ama eminim ki çoğu anne bu durumların en az birini mutlaka yaşadı.
Günümüzde çoğu baba eşlerine ve çocuklarının bakımına destek oluyor. Ancak ellerinden gelebildiği kadar.
baba fiziksel destek için ne kadar çabalarsa çabalasın, iş annede bitiyor. Çünkü bebek ile anne avatar gibi özellikle 2 yaşına kadar.
Bilinçli çocuk doktorları, psikologlar ortak bir noktada buluşuyor:
Bebeğin temel ihtiyaçlarını annesi karşılasın. Annenin olmadığı durumda baba ya da bebeğin gün içinde her zaman irtibatta olduğu başka bir kişi ( mesela bakıcısı gibi )
0-2 yaş arasına bebek temel ihtiyaçlarının karşılanmasını bekliyor. anneyi temel ihtiyaçlarını karşılayan kişi olarak bünyesinde eşleştiriyor. Emzirme ( ya da mama ile beslenme ), alt temizliğ, banyo, uyku, sevgi-dokunma ihtiyacı .
diğer zamanlardaki oyun oynama, vakit geçirme ,etrafı inceleme ihtiyaçlarını annesi ya da zaman zaman başka biri ile de yapabilir .,
Önemli olan her temel ihtiyacını annesinin karşılayacağını bilmesi, KENDİNİ GÜVEN İÇİNDE HİSSETMESİ. Böylece geldiği bu dünyanın onun için güvenli bir alan olduğunu öğreniyor,benimsiyor.
Çözüm, daha bilinçli ve duyarlı yaşam. İnsanlar ne kadar eğitilirse eğitilsin bence bu gibi konular bilinçli ve duyarlı olmayı içselleştirme ile ilgili bir durum.
Ayyy çok uzun ve biraz daldan dala oldu ama birden akıverdi parmaklarımdan yazılar..
neyse , umarım her anne bebeğini istediği kadar , istediği rahatlık ve mutlulukda emzirir. Bebekler hep mutlu ve huzurlu büyür..
Herkese sevgiler.. iyi haftasonları..