31 Ocak 2010 Pazar

Lütfen Dikkat !! Birazcık Özen Yeterli can dostlarımız için..

Kış geldi... Lütfen arabanızı çalıştırmadan önce oralarda bir yerlerde bir kedicik sığınmış uyuyor mu, bir bakın...

Şu anda bulunduğumuz apartmanın bahçesinde baktığımız Pıtırcan'ı daha çok küçük bebek iken otoparktaki arabalardan birine bu şekilde sığınmış ağlarken bulmuştuk..
Korkudan bir arabadan çıkıp diğer arabanın motoruna kaçıyordu. Onu yakalayabilmek için saatlerimizi harcadık ve buna değdi..

1 ay kadar veterinerde kalarak biraz büyümesini bekledik, o kadar küçücük ve ürkekdi ki .. Sonra yaz dönemine denk geldiği için bahçeye saldık ve bu şeker dost tam bir özgür ruh doğa tutkunu olduğunu ispatladı. Ağaç tepelerinden hiç inmedi , cerenimo şeklinde takıldı.
Şimdilerde çok büyüdü pıtırcan ve kısırlaştırıldı. Karda ve soğukta evimizin kapalı balkonuna alıyoruz onu yakın dostu minik ile birlikte. birbirlerine sarılıp, mırıl mırıl konuşuyorlar, uyuyorlar..

Tik tak tik tak…



Bu haftasonu gerçekten çok özel ve keyifli geçiyor. Bence hayat aynı “Sliding Doors” filmindeki gibi. Bazen doğru yerde doğru zamanda bulunuyor insan. O kadar çok olay aynı anda birbirini takip ederek gerçekleşiyor ki, bir de bunun yanına bu olayları siz de istemiş ve düşlemişseniz, işte o zaman değmeyin alınan hazzın keyfine.
Bizi tanıyan herkes Lucky’i tanır. Ondan o kadar çok bahsettik ki artık bazı arkadaşlarımız “bunlar iyice sıyırdı kafayı” diyor. Hayatımıza Lucky biz istediğimiz için girdi. Bir ara o kadar çok köpek hayali kurduk ki Evren karşımıza Lucky’i çıkardı. Lucky’nin hayatımıza girme misyonu acaba bu muydu? Bize ne öğretmeye çalışıyordu bu serseri sokak köpeği? Hayatta hiçbir şeyin tesadüflere dayalı olduğunu düşünmüyorum. Bu köpek hayatıma tam baba olacakken girdi. Bana öğrettiği ilk şey, gerçek ve yapmacık sevgi arasındaki fark oldu. Ona nasıl yaklaştıysam bana o şekilde tepki verdi. Samimiysem o da samimi, sahteysem o da sahteydi. Ona nasıl davranmam gerektiğini bana o öğretti. Sonunda bana güvendi; güvenmeseydi onu bıraktığımda arkamdan ağlamazdı. Apartmanımızda o kadar sorun yaşadık ki bir gün Evren’den onu bırakabilecek, onu bizim kadar sevebilecek bir ortam yaratmasını istedik. Evren yine bize en bonkör tavrını takınarak karşılık verdi. Peren ve Yaman’ı karşımıza çıkardı. Şimdi Lucky’nin hayatımızda edinmiş olduğu misyonun sadece bize bir şeyler öğretmekten daha öte olduğu gördüm. Dediğim gibi hiçbir şey tesadüf değil. Lucky bizi onlarla tanıştırdı. Bu sırada hala olaylar birbirini takip ederek gerçekleşiyor, yeni mucizeler bizi bekliyor. Hayatın mucizeleri her an karşımıza çıkıyor, önemli olan onları görebilme yeteneğini kazanmak. Kaan’ım seni, en güzel mucizemizi bekliyoruz…

Sevgimle

Levent

29 Ocak 2010 Cuma

Lucky'yi çok özlüyorum... wow.. wow.. diye havlayışını.. :((



28 Ocak 2010 Perşembe

Altın Yumurtlayan Kaz

Geçenlerde Stephen Covey’e ait olan “Etkili İnsanların Yedi Alışkanlığı” kitabını yorumlayan bir sunuma katıldım. Yıllar önce bu kitabın eğitimine de katılmıştım. Gerçekten genç yaşımda böyle bir eğitime katılma şansını elde etmiştim. Eğitimden çok etkilendiğimi hatırlamama rağmen öğrendiklerim üzerine hiç gitmediğimin farkına yine benimle aynı tecrübeyi yaşamış olan ve geçenlerde benimde aralarında bulunduğum küçük bir toplulukla yeniden kitaba dönerek etkilendiği bölümleri bizimle paylaşan arkadaşım sayesinde vardım. Ve ne yaptım dersiniz? Tabii ki ben de tekrar kitaba dönerek eğitimini aldığım konuya kitabı okumaya başlayarak tekrar döndüm. Ne kadar doğru karar verdiğimi görünce kendimi alkışlamadan edemeyeceğim… Bu hafta bu kitaptan bir alıntı yapacağım.

Hepiniz Ezop’un altın yumurtlayan kaz masalını hatırlarsınız. Bu masal günün birinde kendi kaz kümesinde pırıl pırıl bir altın yumurta bulan yoksul bir çiftçiyi anlatır. Adam önce bunun bir tür oyun olduğunu düşünür. Ama tam yumurtayı bir kenara atacağı sırada duraklar ve değer biçmeye götürür.
Yumurta saf altındandır! Çiftçi, şansının bunca açılmış olmasına inanamaz. Ertesi gün de aynı şey olunca, iyiden iyiye şaşırır. Her sabah kümese koşar ve her seferinde altın bir yumurta bulur. Adam dillere destan bir servet edinir. Bu, inanılmaz bir şeydir.
Ancak çiftçinin serveti artarken açgözlülük ve sabırsızlık da baş gösterir. Adam günler boyu altın yumurta beklemekten sıkılır. Kazı öldürerek bütün yumurtaları elde etmeye karar verir. Ancak kazın karnını yardığı zaman içinin boş olduğunu görür. Hayvanın içinde altın yumurta yoktur; onları elde etmesinin hiçbir yolu kalmamıştır. Çiftçi altın yumurtlayan kazı öldürmüştür.

Stephen Covey bu masalın içinde doğal bir yasa, bir ilke –etkinliğin temel tanımını- fark etmiş. Masalda altın yumurtalar Üretilen şey’dir ve kaz Üretilen kaynak ya da Üretme Yeteneği ’ni temsil eder. Odak noktası altın yumurtalar olan ve kaza aldırış etmeyen bir yaşam biçimi seçerseniz, çok geçmeden altın yumurtlayan kaynaktan olursunuz. Diğer taraftan altın yumurtaları hedef almadan yalnızca kazla ilgilenirseniz; çok geçmeden kazı da kendinizi de besleyecek parayı bulamazsınız.

Etkili olmak dengeye bağlıdır, yani, Ü/ÜY dengesine. Ü, istenilen sonuçların üretilmesini, yani altın yumurtaları temsil eder; ÜY ise üretme yeteneğini, yani altın yumurtayı üreten yeteneği ya da kaynağı.

Bir örnek verelim. Evli insanlar ilişkiyi korumaktan çok altın yumurtaları, yani çıkarlarını düşünürlerse, çoğunlukla duyarsız ve düşüncesiz hale gelirler. Sağlam bir ilişki için gerekli olan asgari nezaket ve saygıyı unuturlar. Birbirlerini yönetmek için kontrol manivelalarını kullanırlar. Dikkatlerini kendi ihtiyaçlarına verirler. Kendilerini haklı çıkarmaya çalışıp diğer kişinin hatalarını göstermek için kanıt ararlar. Sevgi, duygusal zenginlik, yumuşaklık ve içtenlik azalmaya başlar. Kaz, günden güne verimsizleşir.

Şimdi herkes dönüp baksın kendi hayatındaki verimsiz kazlara. Hangi altın yumurtalara veya kazlara odaklandığımızı şöyle bir düşünelim, eminim Ü/ÜY dengesiyle olaylara karşı paradigmamızı değiştirdiğimizde sonuçlar daha mucizevî olacaktır.

İyi haftalar, sevgi ile kalın, daha çok verin, daha az bekleyin.

Levent Atmaca

27 Ocak 2010 Çarşamba

Özgürlük Parkında Organik Pazarımız Açıldı

Arkadaşlar bir duyuru:

Artık her çarşamba Özgürlük Parkında Organik Pazar açılıyor.
Doğal beslenmenin öneminin gün geçtikçe arttığı şu dönemde organik pazarlara sahip olmak mutluluk verici..
tüm besinler sertifikalı. Bugün ilk günüydü pazarın,gidemedim..
Ama haftaya gitmek ve izlenimlerimi sizlere anlatmak için sabırsızlanıyorum.. Sevgiler,

İşte Size Puffycom... Iyi ki var hayatımızda..

biz kocaman bir aileyiz..

Dondurucu soğuklar ve kar nedeniyle uzun süredir , oturduğumuz apartmanın bahçesinde baktığımız minik pati dostlarımızdan Pıtırcan ve Minik'i bu hafta balkonumuzda misafir ettik.
Gün boyu onların mırıl mırıl konuşmaları , birbirlerine sarılıp uyumaları ve sıcacık bakışları beni o kadar mutlu etti ki..
Puffy'm zaten her zaman yanımda ( fiziksel ve manevi yönden) ..evde ben nereye o da oraya.. mırıl mırıl saatlerce konuşuyor benimle. zümrüt yeşili gözleri ile.
akşam olunca, üç kızımız, doğumunu dört gözle beklediğimiz oğlumuz ve eşim Levent ile ailemizin tüm fertleri biraraya gelmiş oluyoruz. içimi çok derin bir huzur kaplıyor..
keşke lucky'cik de yanımızda olabilseydi diye içim cız ediyor ama onun güvenilir ve çok mutlu bir yuvası olduğunu bilmek özlemimi biraz hafifletiyor.
Biz can dostlarımızla beraber kocaman bir aileyiz.
Ve sokaktaki diğer pati dostlarımızla , bu dostlarımızı yaşatmak için uğraştığımız arkadaşlarımızla ve tüm canlılarla beraber kocaman bir aileyiz..
Bu mutluluğu yaşadığım için birkez daha şükrediyorum, şükrettikçe sahip olduklarımın kıymetini bir kez daha derinden hissediyorum.

Yeni yılınız bir kez daha kutlu olsun..